24 Mart 2016 Perşembe

Çizgide Oynanan Oyunlar 

1- ESİR ALMA VE VERME :
Oyuncular karşılıklı iki sıra olur. Aralarında 7-8 metre mesafe vardır. Her sıra sağdan numara sayar. A sıranın bir numarası karşıya gider. O sıranın önünden geçerken bir kişinin herhangi bir yerine dokunur ve yakalanmadan kendi sırasına doğru kaçar. Kendisine dokunulan oyuncu bunu öbür sıranın hizasına kadar kovalamaya başlar. Eğer oyuncuyu yakalarsa, yakalanan oyuncu B sırasına esir olarak gider, o sıranın en sonuna eklenir. Dokunulmadan kaçarsa B sırasındaki kovalayan oyuncu esir olur ve A sırasının en sonuna eklenir. Belli bir süre sonra hangi sıra daha fazla ise o taraf oyunu kazanır.
2- TAVŞAN KOŞ :
Çocuklar, tavşanlar ve tilkiler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Tavşan grubunun başına bir "Anne Tavşan" seçilir. Tilkilerin kenarda bir evi olur ve bu civarda tilkiler saklanır. Anne tavşan çocuklarını geziye çıkarır ve tilkilerin evine doğru ilerler. Anne tavşan tilkilerin evine iyice yaklaştığı ve onların farkına vardığı zaman ; "Koş Tavşan, Koş ! " diye bağırır. Tavşanlar da evlerine doğru koşmaya başlarlar. Yakalananlar tilki olur. Oyun bir kaç defa böyle devam eder.
3- HENDEK ATLAMA :
Birbirine paralel olmayan iki çizgi çizilir. Bir ucun açıklığı 50 cm, diğerinin ise 2 metre kadardır. Öğrenciler tek sıralı derin kolda dizilir. Çocuklar önce dar yerden atlamaya başlarlar. Atlayanlar sona kadar devam ederler. Atlayamayanlar yeniden kendilerini denerler.
4- İTFAİYECİ :
Birbirlerinden 15 metre uzaklıkta paralel iki çizgi çizilir. Bütün öğrenciler çizginin biri üzerinde, yüzleri diğer çizgiye dönük olmak üzere yer alırlar. Karşı çizginin biraz gerisinde "İtfaiyeci" bulunur. Öğrencilerin hepsine 1'den 4'e kadar numara verilmiştir. Örneğin İtfaiyeci ; "Yangın ! Yangın ! 1 numaralı istasyon " diye bağırır. Bir numaralar karşı çizgiye kadar koşup geri dönerler. Diğer gruplar da bu şekilde çağırılır. Bazen itfaiyeci ; " 1 numaralı istasyon " diye bağırır. Bir numaralar karşı çizgiye kadar koşup geri dönerler. Diğer gruplar da bu şekilde çağırılır. Bazen itfaiyeci ; " Yangın ! Yangın ! Alarm var !" diye bağırır. O zaman bütün öğrenciler karşıya kadar koşup geriye dönerler.
5- HAYVANAT BAHÇESİ :
Bütün öğrenciler eşit olarak iki gruba ayrılırlar. Aralarında 4-5 metre mesafe olacak şekilde karşılıklı iki paralel çizginin üzerinde, yüzleri birbirlerine dönük olarak dizilirler. Bir grup kendilerine ( kendi aralarında seçerek ) bir hayvan ismi alır. Diğer gruba doğru yaklaşırlar. İki -üç adım kala ismini aldıkları hayvanın taklidini yapmaya başlarlar. Karşı taraftan herhangi bir oyuncu bunun hangi hayvan olduğunu tahmin ederse, hayvan ismi alan grup kendi çizgilerini geçinceye kadar kaçar, hayvanın ismini bilen grup kovalar. Yakalananlar, yakalayan gruba geçer. Oyun sıra ile devam ettirilir.
6- KÖPEKLER VE TOP :
Bütün çocuklar gruplaşır, birer köpek ismi alırlar. Örneğin ; Finolar, Buldoklar, Çobanlar, Av köpekleri vb. hepsi bir çizgi üzerinde sıralanarak tek sıralı safta toplanırlar. Bir çocuk bir voleybol topu alır, bir grup köpeğin ismini çağırarak topu ileriye doğru yuvarlar. O ismi alan köpekler , topun arkasından tutmak için koşarlar. Kim önce topu yakalarsa, o atıcı olur ve oyun böylece devam eder.
7- TOP OYUNU :
Çocuklar, sayısı kadar gruba ayrılırlar. Her gruba bir top verilir. ( şimdi bir grubun nasıl oynayacağını izleyelim ) Her grupta 7 kişi olduğunu kabul edelim. 6 kişi bir çizgi üzerine dizilir ve 7 numaralı öğrenci bunların 4-5 adım ilerisinde onlarla yüz yüze gelecek şekilde yerini alır. 7 numaralı oyuncuda top vardır. Bu topu sırasıyla 1,2,3,4 diye sayarak en baştaki oyuncuya atar. O da tekrar 7 numaralı oyuncuya atar. Bu atıp tutma sırasında topu oyuncu tutamazsa en arkaya geçer, sıradaki oyuncu onun yerine geçer.
Not : Bu mesafe yakın görülürse uzatılabilir.

23 Mart 2016 Çarşamba

Eğitsel Oyun Örnekleri

Oyunun Adı: Kedi İle Fare
Araç – Gereç: -
Uygulama:
  1. Öğrenciler el ele tutuşup bir halka olur, yüzleri halkanın ortasına dönüktür.
  2. Bir öğrenci seçilir, bu ‘kedi’dir. Halkanın dışında yer alır.
  3. Başka bir öğrenci de fare olur. Halkanın içinde yer alır.
  4. Kedi, ‘Ben kediyim.’ diye seslenir.
  5. Fare de ‘Ben fareyim.’ diye cevap verir.
  6. Kedi, ‘Seni yakalayacağım.’ deyince fare de ‘Yakalayamazsın.’ cevabını verir.
  7. Kedi halkanın içindeki fareyi yakalamak isterken halkadaki öğrenciler –bozulmadan- buna engel olmak isterler.
  8. Diğer yönden farenin kaçışı için ona yol verirler.
  9. Fare yakalanınca oyuna yeniden başlanır.


Neden Eğitsel Oyun ? Eğitsel Oyun Ne Kazandırır ? (2)

Kritik Düşünme
Eğitsel oyun kritik düşünme hakkında tecrübe kazandırır. Çünkü eğitsel oyunlarda karşınıza karmaşık bir görev çıkar ve sizlere kısıtlı bir süre verilir. Verilen kısıtlı sürede görevi gerçekleştiremezseniz senaryo iptal olur. Birey bir süre sonra verilen sürede karmaşık görevleri gerçekleştirmeye başladığında kritik düşünme becerilerini kazanmış olur.
Strateji Geliştirme
Eğitsel oyun strateji geliştirme tecrübeleri kazanılabilecek en uygun yoldur. Eğitsel strateji oyunlarında verilen aşamaların başarıyla gerçekleştirilebilmesi için strateji planlama ve uygulama konularına ihtiyaç duyulur. Bu sayede birey strateji geliştirme uzmanı haline gelir.
Eğitsel Oyunlar Olgunlaşma Becerisi Kazandırır
Eğitsel oyunlarla olgunlaşma kavramı genellikle online platformlarda oynanabilen eğitsel oyunlarda görülür. Kişiler aralarında yardımlaşır, iletişim kurmayı öğrenir ve ortak projeler üzerinde çalışmayı öğrenir.
Eğitsel Oyunlar Hedefe Yönelik Olma ve Dikkat Dağılmama Becerisi Kazandırır
Eğitsel oyunlarda bireyin karşısına bir hedef çıkar, başarıyla hedefi geçmesi istenir. Hedef bir puanın aşılabilmesi, belirli bir sürede görevin bitirilebilmesi vb. şeyler olabilir. Bireyin hedefi geçebilmesi için dikkatli olması ve hedefe yönelik olması gerekmektedir. İkisini bir arada yürütemediğinde istenilen senaryo başarıyla gerçekleştirilemez.

Neden Eğitsel Oyun ? Eğitsel Oyun Ne Kazandırır ?

Eğitsel oyun, sanal ortamda var olan bir kavram olduğu için istenilen hamlelerin gerçekleştirilmesi oldukça kolay ve içeriği de oldukça eğlencelidir. Birey daha önce tanışmadığı veya hakkında daha fazla tecrübe kazanmak istediği kavramları sanal dünyada 3D kaliteyle dener. Bu sayede tecrübe kazanırken hem eğlenmiş hem de maddi yönden hiçbir kayıp vermemiş olur. Çünkü gerçek dünyada yapılan deney işlemleri maddi anlamda yüklü masraflar çıkarabilir. Eğitsel oyunlar online platformlarda oynandığında kullanıcılar arasında yardımlaşma gerekir. Bu sayede kişi yardımlaşmayı benimser ve gerçek hayatta karşısına çıkan benzer kavramlarda da yardımlaşması gerektiğini hisseder. Artık yardımlaşmak hem kendine hem de diğer insanlara bir takım hizmetler sunmak boynunun borcu haline gelmiştir. Eğitsel oyunlar sayesinde verilen dersin içeriği eğlenceli bir hale gelir ve eğitsel oyunlar sonrasında kazanılan bilgilerin daha kalıcı olduğu tespit edilmiştir. Eğitsel oyunlar sonrasında bilgilerin daha kalıcı olması ve eğitsel oyunlar oynarken bireyin konuyu daha çabuk kavrayabilmesi eğitsel oyunlarda olayı deneyebilme imkânının daha çok olduğuna bağlanmıştır. İnsan eğitsel oyunlar sayesinde denemekten çekinmeyen ve her zaman yeni şeyler öğrenmek isteyen bir hale gelir. Toplumun eğitim seviyesini yükseltmek ve çocuk yaşta eğitimi eğlenceli hale getirebilmek için eğitsel oyun oynanması şarttır. Aksi halde eğitimin sıkıcılığından ve kavramları net aktaramamasından dolayı bireye kusursuz bir eğitim verilemez. Kusursuz eğitim, anlatılmak istenen tüm olayların eksiksiz bir şekilde bireye anlatıldığı ve bireyin kendine anlatılan kavramı en ufak ipuçlarına dahi fark ettiği ve öğrendikten sonra kazanımlarını bir daha unutmayacağı eğitim türüdür.  

Eğlenerek Öğrenme
Eğitsel oyun eğlenerek öğrenmek için en uygun araçtır. Eğitsel oyun sayesinde birey kendisine anlatılanları daha çabuk kavrar ve uzun süre unutmaz. Eğlenerek öğrendiği için eğitim süreci daha sağlıklı geçmiş ve bilgileri daha net kavrayabilmiştir.
Problem Çözme
Eğitsel oyun problem çözme konusunda kişiye yardımcı olur. Çünkü oyunlarda sürekli olarak karşınıza yeni görevler ve bu görevlerin içerisinde de problemler çıkar. Birey problem çözümlerini sürekli tekrarladığında bir süre sonra iyi kolaylaşır ve problem çözme uzmanı haline gelir. Artık hayatında karşısına çıkabilecek problemleri daha kolay çözecektir. Çünkü problem çözme konusunda sanal dünya sayesinde tecrübe sahibi olmuştur.

Eğitsel Oyunlar

Eğitsel Oyun Nedir ?

Eğitsel oyun nedir, eğitsel oyun amaçları ve eğitsel oyun neler kazandırır gibi soruları cevaplandıracağız. Eğitimin en önemli şartlarından bir tanesi denemektir. Bu kural eğitimin tekrarlanarak daha kalıcı hale geldiğine dayanılarak öne sürülmüştür. Eğitsel oyunlar sayesinde, öğrenilen kavram denenebilir ve akılda daha kalıcı bir hal alır. Ayrıca daha önceden öğrendiğimiz fakat konuyla alakadar olmadığımız için zamanla unuttuğumuz bir kavram varsa oyun oynayarak tekrar edebilir ve olayı daha iyi pekiştiririz. Bir kavramın tam olarak öğrenilebilmesi uzun bir süreçtir. Öğrenme süreci uzun olan kavramların kısa sürede öğrenildiğini düşünmek doğru olmaz ve sürekli olarak tekrar edilmesi gerekir. İnsan öğrendiğini düşündüğü bir konuda sık sık tekrar yapmayı sevmez ve sıkıcı gelir. Kimse vaktinin sıkıcı geçmesini istemez ve doğal olarak sıkıcı bir ortamda eğitim süreci kaliteli gitmez, kavramın net olarak öğrenilebilmesi mümkün değildir. Eğitsel oyunlar eğitim sürecinin sıkıcılığını ortadan kaldırır ve bireye daha eğlenceli öğrenim şartları sunar. Birey öğrenmek istediği kavramı eğitsel oyunlar oynadığında daha çabuk pekiştirir ve gerçekten eğlendiğini hisseder. Bu yüzden bulduğumuz her fırsatta veya vaktimizi eğlenerek geçirdiğimizde eğitsel oyun kavramından yararlanmalıyız. Çünkü eğitsel oyunlar bir olayın net olarak öğrenilmesini ve ruhun sıkıcılığının söküp atılmasını sağlar.

Klasik yollarla alınan eğitim kavramın ne olduğunu, amaçlarını ve içeriğini bireye net olarak aktaramaz. Çünkü içerisinde gözlemleme ve deneme fırsatı bulunmaz. Kavramın ne olduğunu net olarak anlayabilmek için ilk olarak gözleme ardından da deneme aşamalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Birey kavramı bu sayede daha çabuk çözer ve deneme fırsatı bulduğu için gerçek hayatta aynı kavramla karşılaştığında kolaylıkla üstesinden gelir. Eğitsel oyunların asli amacı klasik eğitimin yetersiz yönlerini keşfetmek, yetersiz konular hakkında bir çizelge oluşturmak ve eksikliklerin giderilmesini sağlamaktır. Kavramın eksiksiz bir şekilde bireye aktarılabileceği düşünüldüğünde eğitsel oyun oynanabilir hale gelir ve bireyin kullanımına sunulur. Eğitsel oyun tam anlamıyla gelişen teknoloji sayesinde insanlara sunulan bir hediyedir. Bu fırsattan yararlanmayı iyi bilmeli ve eğitsel oyunlar hakkında kendimizi geliştirmeliyiz. Çünkü her eğitsel oyun bir kavramı açıklamak için oluşturulmuştur. Eğitsel oyunlar net olarak kavradığımızda ve içerdiği konularda kendimizi geliştirdiğimizde kişisel gelişim konularında büyük kazanımlar elde etmiş oluruz. Ayrıca oynadığımız eğitsel oyunlar yalnızca bir taneyle kısıtlı kalmamalıdır ve bir oyunu net olarak kavradığımızda başka eğitsel oyunlara yönelmeliyiz. Çünkü kişi kendini yalnızca bir tane eğitsel oyunla kısıtladığında o konuyu net olarak öğrenmiş olur fakat kendini başka konuları öğrenmeye tamamen kapatır. Bu yüzden başka kavramlarda da bazı dersler alabilmek ve sanal tecrübeler yaşamak için eğitsel oyun tercihimizi artırırız. Sanal tecrübeler, gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek olaylardan esinlenerek oluşturulan oyun aşamalarında elde edilir. Örneğin; yemek yapma konusunda hazırlanan eğitsel oyunlardan yararlanırsak mutfağın genel anlamda ne olduğunu ve mutfağa girdiğimizde neler yapabileceğimizi kısa sürede öğreniriz.
oyun

Çocuk Gelişimi İçin Oyunun Önemi

Çocuğun ilk arkadaşı annesidir. Anne içinde çocuk dünyaya ikinci bir kez tekrar saflığın gözü ile bakabilmek, onun gözleri ile hayata tekrar çocuk gözü ile bakabilmek ve yeniden büyüyebilmek için ikinci bir şanstır.Bu anlamda tekrar mutluluğu yakalayabilme şansıdır. Yapılan istatistik ve araştırmalar mutluluğun en önemli anahtarlarından birinin tekrar çocuklaşabilmemizi, pazarlıksız masumiyeti ve saflığı yakalayabilmemizi sağlayan çocuklarımız olduğunu ortaya koymaktır. Çocuk bunun ötesinde anneye daha önce hiç yaşamadığı türden bir sevgi yepyeni keşfedilmemiş bir duygunun ve bu duygunun yarattığı mutluluğun kapılarını açar.Onun yumuşaklığını hissettiği anda annenin yaşama sevincine bir halka daha etkilenir.
ANNE – ÇOCUĞU ( 0 – 7 Yaş)
Çocuk annesi ile olan ilişkisinin 3.5 yaşına kadar olan bölümü sadece bilinç altında saklayabilir, ancak bilinç altına işlenen bu dönem çocuğun ileriki ruh sağlığı için son derece önemlidir. Bu dönemde başlatılan ve yaratılan ilişki ne kadar neşeli, sağlıklı, istikrarlı, güven ve sıcaklık dolu olursa ileriki dönemlere de o derece güzel bir ilişki taşınabilir.
Bebek doğduğu andan itibaren etrafı, kendisini, bedenini, çevresini keşfetmeye çalışır. Doğal içgüdüleri ile başlattığı tüm yönelişleriyle geliştirdiği yaşantısının her safhası birbirini etkiler, onun için gelişimin her döneminde gereken ilgi ,sevgi, şefkat ve sıcaklığı hatta saygıyı bile görmelidir.
Çocuğun zihinsel ve psikolojik gelismesi için olumlu koşulların sağlanması gereklidir ve koşulların olumlu olması anne ve babanın onu sevgi ve şefkat ile bilinçli bir ilgi ile yetiştirmesine bağlıdır. Anne ve babanın kendi çocuğuna has gelişim noktalarını ve ilgi alanlarını keşfetme konusunda uyanık olması gereklidir.
Örneğin: Çocuğun 3 yaşından sonra çevreyi keşfetme, eşyalara, doğaya sahip çıkma eğilimi vardır. Onun bu erişebildiği her şeye değme isteği engellenir ise bir sonraki gelişim evresine güçlü giremiyecektir. Onun eğilimleri, yararlı olduğu kadar çocuğa hoş gelecek biçimde güzel yönlendirilse, bir sonraki devrede zihin fonksiyonlarını daha serbest ve rahat özgürce geliştirebilir.
Duyguları, hayalleri ve fikirleri yine ailenin şefkat ve ilgili yaklaşımı ile sağlıklı oluşabilir. Yeterlik durumunun ( Dispozisyonlarının ) gelişimi için tüm devrelerin gerektirdiği davranışlara hazır oluş sağlanmalıdır. Zekasını yeteneklerini geliştirecek biçimde kullanmaya koşullandırılması onun yeterlilik durumuna etkileyecektir.
Bu evrelerde dayak başvurulabilecek en kötü, zarar verici ve küçültücü eylemdir. Gelişimi en kötü yönde etkileyen zarar veren bu eylemin köklerine indiğimizde annesinden küçüklüğünde dayak yemiş veya kocasından dayak yiyen bir kadının bunu kendi çocuğuna da tekrarlayabildiği ortaya çıkmaktadır.
Anne her ne kadar yaşamış olduğu bu durumdan memnun olmayıp asla kendisi uygulamama kararında da olsa beyinde böyle bir olayın imgeleri yer aldığından bir kerede olsa bunu gerçekleştirebilme olasılığı yüksektir ve bu bir kereyi diğerlerinin takip etmesi daha kolaydır. Bu evrelerdeki en önemli konulardan bir taneside güven kavramı ve bunun geliştirilmesidir.
Çocuğun herşeyden önce güven duyacağı bir ortama ve insana ihtiyacı vardır. İçinde geliştiği ortamın güven verici olması ondaki aidiyet duygusunun gelişiminde çok önemli bir rol oynar.
Bir sonraki aşamada ise sen bana güveniyorsun ben sana güveniyorum kavramını yalnız ihtiyaç duyduğumuz anlarda sözel kullanmanın ötesinde bazı ufak tefek sorumlulukları ona bırakmamız söylediklerimiz ile tavırlarımızın tutarlılığı dolayısı ile güvenilirliğimizin devamı ve bu kavramı yaşatarak yerleştirmemiz açısından önemlidir. Çocukta bu duyguyu geliştirmek başarının en büyük kısmıdır. ( %80 – %90)
ÇOCUK GELİŞİMİ VE OYUN
Çocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup oyunlarına başlanır.
1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş, buruşturulabilen ayıcık.
2.Yaş çocuğu: Kutular, üstüste konulabilen karmaşık olmayan basit legolar, içiçe geçirme üstüste koyma yerine yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir.
  1. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha karmaşık yapbozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.) bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs…
4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları, hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek, yapılan çalışmalardada yer almak ve çalışma sürecini paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi yaklaşımlarda bulunup bitirincede aferin ne kadar kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onere etmek çok önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim kulvarları çeşitlenmeye başlar.
5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin yanısıra artık daha sofistike el becerilerini devreye sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir.
6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları, koşmaca, yakalamaca. Çocuğun gelişiminde bütün bu oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek ve yanında olmak değildir.
Önemli olan çocuğun sadece kendisine ait ve annesinde kendisiyle ilgilendiği ve konsantre olduğu zaman parçasını bilmesi ve bundan yararlanmasıdır. Şöyle ki işten gelen annenin bütün işleri dışında çocuğa özel olarak onun istediği herhangi bir aktivite veya faaliyeti beraber paylaşabileceği yada çocuğun yaptıklarını seyredebileceği bir zaman dilimi ayırması gereklidir. Burada önemli olan kilit nokta çocuğun kendisi ile ilgilenildiğini hissetmesi yani ilgi doyumunu yakalayabilmesidir.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE OYUNUN ÖNEMİ

Prof. Dr. Handan Asûde Başal / Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı

oyun_makaleGenellikle yetişkinler çocuk oyunlarını, çocuklarının hoşça vakit geçirmelerine yardımcı olan, eğlenceli, ancak, amacı olmayan etkinlikler olarak düşünürler. Oysa oyun, çocuğun yaşamında önemli işlevi olan bir olgu ve çocuğun önemli bir görevidir. Oyun, kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan ve mutluluk getiren serbest bir etkinliktir. Oyun, çocuğun iç dünyasını dıştaki sosyal dünya ile birleştirmesine yardım eder. Gander ve Gardiner’e (1998) göre, oyun sırasında çocuklar; duyu-hareket ve biliş becerilerinin birçoğunu vurgulamakta ve denetlemekte, ayrıca kavramları, toplumsal farkındalık ve toplumsal davranışları geliştirmektedir. Kısaca oyun, çocukları eğlendirirken aynı zamanda onların sosyal, psikolojik ve fiziksel gelişimine etki etmekte ve grup içinde karşılıklı anlayış, hoşgörü ve birbirine saygı göstererek yaşama duygularının temellerinin atılmasını sağlamaktadır.
Oyun ve bazen de oyunda kullanılan oyuncaklar, çocuğun fiziksel becerilerini geliştirdiği gibi, düşünme ve keşfetme aracılığı ile zihinsel gelişimine de katkıda bulunur. 
Oyun, çocuğun dili kullanmasına, iletişim kurmasına ve dolayısıyla sosyalleşmesine yardım eder. Çocuğun yaşamında yer alan oyun ve oyunlarında kullandıkları oyuncaklar, onların yaşıtlarıyla ve diğer çocuklarla paylaşma duygusunu geliştirir. Ayrıca elindekini verme ve “kurallara uygun bir şekilde” alma davranışlarını öğrenir.
Ayrıca, çocuklar duygularını oynadıkları oyunlarında yaşarlar. Nasıl ki yetişkinler, kendilerini rahatsız eden yaşantılarını, tekrar tekrar düşünürler, hatta rüyalarında görerek, yaşadıkları ve geçmiş yaşantıları arasında uygun bir çözüm yolu buluncaya kadar ilgilenirlerse, çocuklar da oynadıkları oyun ve oyuncaklar aracılığı ile kendilerine özgü yaşadıkları zor duygusal yaşantılarını oyun esnasında tekrar yaşayarak korkularının ve acılarının üstesinden gelmeye çalışırlar. Örneğin; yasak olan bir şeyi yaptığı için annesi tarafından cezalandırılan bir kız çocuğu, oynadığı evcilik oyununda kendisi anne olur ve bebeğini azarlar. Çünkü burada artık kendisi suçlu değil, cezalandırıcıdır. Böylece, çocuk duyduğu suçluluk ve kızgınlık duygusunun üstesinden gelmeye çalışır. Çocuğun duygularını oyunlarında yaşadığı konusu üzerinde ilk defa Freud durmuştur. Freud, fantezi davranışlarla oyun arasındaki ilişkiyi görmüş ve çocukların oyunlarında bilinç dışı istek ve zorlukları yaşadıklarını belirtmiştir. Erikson da psikanalitik teori ile çocuğun kişilik gelişimi arasında ilişki kurmaya çalışmış ve oyunların çocuğun psiko-sosyal gelişimi üzerindeki önemi üzerinde durmuştur (Özdoğan, 2000).
Çocuğun neredeyse doğumdan itibaren oyun oynamaya başladığı ve ilk çocukluk yıllarında kendini, çevresini ve dünyayı oyun oynayarak tanıdığı bir gerçektir. Modern eğitim anlayışında oyunun önemli bir yeri vardır. “Oyun oynama dürtüsü, eğer teşvik edilirse, okul yıllarında, hatta yaşam boyunca eğlenceli ve etkin bir öğrenme yolu olabilir” düşüncesi modern eğitim anlayışının temellerinden birisidir. Ayrıca, modern eğitim anlayışında önemli olan bir başka ilke de; eğitimin merkezine çocuğu koymak ve eğitime onun bulunduğu yerden başlamaktır. Bu düşüncenin hayata geçirilmesinin en önemli koşulu çocuğu gerektiği gibi tanımaktır. Çocuğu tanımak ve onu oyun yoluyla eğiterek kendini geliştirebilmesine izin vermek için kullanılabilecek en elverişli araçlardan biri çocuğun oynadığı oyunlardır. Toplumsal özellikler taşıyan çocuk oyunları; bir yandan çocuğun kendini ve içinde yaşadığı toplumu tanıması ve o toplumda kendine verilen yeri anlayabilmesine yardımcı olurken, bir yandan da çocuğu dramatik nitelikteki bir eylem yoluyla etkin kılmaya çalışır (Sağlam, 1997). Günümüzde oyun, ders programlarında bir eğitim aracı olarak kullanılmaktadır. Özellikle, küçük çocukların öğrenmeleri yaşantı ve deneyimleri aracılığı ile gerçekleşmektedir. Akandere’ye (2004) göre, gerçek hayattan alınan örnekler, çocukların ileriki hayatlarında ne yapmaları gerektiğini gösteren bir eğitim yoludur.
Oyun, insan hayatının hemen her evresinde var olan bir etkinlik olmakla birlikte, özellikle hayatın ilk yıllarında çocuğun içinde yaşadığı dünyayı tanıması, sevgilerini, kıskançlıklarını, mutluluk ve hayal kırıklıklarını, düşmanlıklarını, iç çatışmalarını, hayallerini, düşüncelerini ifade edebilmesi için en uygun dil olarak görülebilir. Yetişkin için eğlence ve boş zaman değerlendirmesi olarak kabul edilen oyun, çocuk için işle eş değer sayılabilecek ciddi bir faaliyettir.
Oyun oynayan çocuk sürekli olarak bir şeylerin içindedir. Doğal olaylar, canlılar, eşyalar hakkında bilgi edinmek isteyen çocuk, etrafını çevreleyen varlıklar, eşyalar ve olaylar hakkında bir yandan sorular sorar, bir yandan da öğrenmesini pekiştirmek için onlarla doğrudan temas etmenin, başka bir deyiş ile oynamanın yolunu arar durur. Bu deneyimlerini gerçekleştirirken kendisine ve çevresine verebileceği zararların farkında olmadığı için de bu konuda ona yardımcı olabilecek, yol gösterebilecek bir yetişkinin yardımına ve desteğine de ihtiyacı bulunmaktadır. Çocuk oyun aracılığıyla;
1. İçinde yaşadığı dünyayı ve çevresindeki insanları tanır ve anlar.
2. Düşünür ve deneyim kazanır.
3. Maddelerin özelliklerini, kavrar.
4. Kendi gücünün sınırlarını keşfeder ve deneme fırsatını bulabilir.
5. İnsanlar arasındaki ilişkileri öğrenir ve kavrar.
6. Paylaşmayı, arkadaşlarının isteklerini kabul etmeyi veya onlara kendi isteklerini en kolaylıkla nasıl kabul ettirebileceğini yaşadığı çatışmalarla öğrenir.
7. Çeşitli fikirler geliştirmeyi, bunları uygun bir şekilde ifade edebilmeyi öğrenir. Ayrıca farklı fikirlere de saygı duymayı öğrenir.
8. Duygularını daha rahat ifade edebilir.
9. Fikirlerini geliştirdiği gibi, iç itilimlerini de geliştirir. Örneğin; Saldırgan davranışlara sahip olan bir çocuk, oyunlar aracılığı ile saldırganlık duygularını kimseye zarar vermeksizin ifade etmeyi öğrenir.
10. Endişelerini kontrol altına alır.
11. Zaman zaman içine düştüğü çaresizlik duygularından ve korkularından kurtulur.
12. Suçluluk duygusundan kaynaklanan davranış ve düşüncelerini açığa çıkarır.
13. Deneyimlerini geliştirir ve öğrendiklerini pekiştirir. Yaşıtları ile birlikte olmanın zevkini tadarken, onlarla geçinmenin de yollarını keşfetmeyi öğrenir.

Çocukların oyun etkinlikleri ve kullandıkları oyuncaklar, onların çocukluğunun önemli bir parçasıdır. And’a (1974) göre; çocuğun en önemli işi oyun, en önemli aracı ise oyuncaklarıdır. Ancak, çocuğun yaşamında son derece önemli olan oyun ve oyuncaklar; teknolojik gelişmeler sonucunda, günümüzde şekil, biçim, oynanan ortam, oynanılacak kişi sayısı ve gerekli araç ve gereçler bakımından değişmeye başlamıştır (Başal,. 2007).

Eskiden oynanan oyun ve oyuncaklar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şekil değiştirmiş ve eski oyuncakların yerini bugün yap-bozlar, legolar, uzaktan kumandalı oyuncaklar, Barbie bebekler, robotlar, atari ve bilgisayar oyunları almıştır. Bu oyuncakların bazı zihinsel yararlarının olmasının yanı sıra, çocuğun sosyal gelişimini olumsuz da etkileyebilmektedir (Yavuzer, 1993).

Bugün birçok ülkede, teknolojinin gelişimine bağlı olarak yeni oyuncaklar geliştirilirken, eski oyuncaklar ve dolayısıyla da oyunlar koruma altına alınmaya çalışılmaktadır. Böylece, o kültüre özgü oyun ve oyuncaklar nesilden nesle aktarılarak somut olmayan kültürel miras korunmuş olmakta ve gelecekteki çocuk kültürü araştırmacıları, çocuk eğitimcileri ve akademisyenleri çocukluk tarihi araştırmalarında bu birikimlerden yararlanmış olacaklardır. Cengiz’e (1997) göre, oyunlar, içinde yaşanan kültürün yapısının ve özelliklerinin yorumlanabilmesini sağlayan bir pencere açtığı için, kültür çözümleme çalışmalarının en önemli malzemelerindendir ve bu nedenle araştırmacılar için bu konu özellikle araştırmaya değerdir. Zengin bir kültürel miras olarak karşımızda duran ve özellikle eğitsel amaçlarla kullanılabilecek bu oyunları yaratıcı bir biçimde değerlendirmek, bunlardan ulusal bir eğitim malzemesi oluşturacak yolları araştırıp bulmak bizlere düşen en önemli görevdir.